12 Haziran 2011 Pazar

secim sonrasi entryler..
cocukluk arkadasimin ki:
"2 kişiden 1i 'ben'den değil..."
bir digeri:
"onları da 'bız'den yapacagız"

dunya daha da korkunc bir yer haline geliyor gun gectikce. veya hep oyleydi.. birbirimiz arasina bu kadar ucurum acan, bizi birbirimize bu denli'oteki'lestiren her ne ise.. olmaz olsun.

kabul edemiyorum ama; ben ve oteki varsa bile, kacinilmaz ise bile -?bilemiyorum-, birbirlerinin hasmı degillerdir.

28 Şubat 2011 Pazartesi


..
taksi soforu enteresan. marslar dinliyor. tam rengini kestiremiyorum cunku bilgisizim ulke hakkinda pek cok konuda. hariri kimmis onu bile bilmem. poor me! lubnan in Ozal i diyorlar. hakaret mi iltifat mi bilemedim. tek bildigim suikastinda kullanilan 1 ton TNT. bu kadar mi tehlikeli bir adam. inanilmaz.. suikastin oldugu yerde bir heykeli. st george oteli aynen duruyor. kullanilmiyor. cornishe de yuruyoruz. aksamlari harika. pigeon rocks da bir turlu gun batimini yakalayamiyoruz. yazik. falafel yiyorum gonlumce.doyamiyorum. humus ne guzel seysin. akdeniz ulkesi olmak zuper bisi anliyorum. donusumuz hariri nin olum yildonumu 14 subat. benim tabirimle devrimci taksici geliyor yine bizi almaya. sabah saat 4.45. yagmur yagmis, sehir aglayabilmis sessizce ancak herkes uyurken. devrimci taksici kuran aciyor. soz kez bakiyoruz sehre. hamra ya, muhammed amin'e, cornishe e.. kulaklarimizla kuran, gozlerimizden akmasini bekledigimiz yas yagmur olmus gokten dusmus zaten. muthis bir dinginlik, arinmislik sehirde.. taksicinin selamun aleykum'u ve elini kaldirip bizi selamlayisi son dokunusu oluyor sehrin bize. arkamizi donup, alandan iceri giriyoruz. ve ruya bitiyor.
yine gelecegiz. mutlaka gelecegiz.

20 Ocak 2011 Perşembe

bedensiz kadin.

son zamanlarda izledigim en iyi oyunlardan. bana en hitap eden diyeyim. hirvat bir yazara ait. bosna savasi sonrasini konu almis. iddiasi:
"Hırvat tarafından olaya bakmasına rağmen, savaşta hiçbir tarafın yeterince temiz olmadığını da gözler önüne sermektedir." seklinde belirtilmis devlet tiyatrolarinin sitesinden.

bu ifadeye katilmasam da, hirvat bir yazarin oyununu adeta sirplar ve hirvatlarin gunah cikarma yarisi haline getirmesini kabul etmesem de, devlet tiyatrolarinin konuyu hirvat gozunden sirp ve hirvatlarin drami olarak olarak gosteren bu oyunu sahnelemesini cok anlamdiramasam da, yine de cok etkilendim. tutamadim kendimi. agladim agladim. aktilar sonunda gozyaslarim. dolunay da vak hazir gokyuzunde. hickirmak istedim istikali cikarken. yuttum. acik konusayim, oyunda ki taraflari sirp ve hirvat oalrak goremedim. bosnaklardi aklimdan cikmayan.. (bu hirvat veya sirplarin olasi yasanmis acisini gormezden geliyorum anlamina gelmez ama genelleme yapmaktan kendimi alamiyorum bu konuda!.. yanlis da olsa)

oyunculuk zuperdi. herbir oyuncu cok iyiydi. 2 yil sirp ve hirvatlarla yasamis biri oalrak fiziksel olarak bile cok benzettim oyunculari bu milletlere. hersey cok gercekciydi, kurgu cok iyi. kostum tamamen balkan iklimine uygun ;) oyun sirasinda icilen bira icin bile croatian beer Karlovacko i kullanmislar, sisesine kadar. atlamamislar. cok iyi.

devlet tiyatrosunu tek geciyorum. bazen hayal kirikligina ugrasa da sehir tiyatrolarina tercihimdir vesselam.

15 Ocak 2011 Cumartesi

ulkeyi terketmenin ikinci defa aklima dustugu an!

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hayat%C4%B1m%20dizi

5 Aralık 2010 Pazar

bayanlar baylar iste beklenen kestane mevsimi! :p haydin ladore'ye sicak cikolata icmeye. sonra sicacik kahve, sahlep felan. deri eldivenleriz elimizde, sarilmisiz şallara. oh ohh mis..

20 Kasım 2010 Cumartesi

inandir beni dunya
inandir yasadiklarima

24 Ekim 2010 Pazar

simdi de farkli olduk iyi mi



son gunlerde agizlarinda sakiziz yine. zerre kadar da umursalar gercekten. savunucusu da, karsiti da ayni cogu zaman gozumde. uzayli olduk ciktik sayelerinde, hissetirdikleri bu sey de gun gectikce artiyor.. hepsinin sayesinde. mumkunse kimse acmasin agzini, cuneyt ozdemir ide, sitki sureyya sida.

hiç kimsenin umrunda degiliz..

ajda begic konussun, iyi etsin, sonra herkes sussun, hersey sussun..

--
"Siz hiç bizim metroda, sokakta karşılaştığımız başörtülü kadınlar gibi değilsiniz" dediklerini belirten Begiç, bu sözler karşısında kendisinin "Ben onların aynısıyım, sadece siz onları daha yakından tanımak için çaba harcamıyorsunuz" yanıtını verdiğini ifade etti. "Bazı insanlar, başörtüsü taşıyorsanız evde oturmanız gerektiğini düşünüyor, iş dünyasında, hele film dünyasında ne aradığınızı anlayamıyor.. Geleneğin, ailenin, kocanın baskısıyla veya siyasi bir görüşü temsilen başörtüsü taşıdığımı düşünenler de var. Böyle önyargıların üstesinden gelmek çok da kolay değil. Bir kadına başörtüyü taşımasının 'kendi seçimi olmadığını' söylediğinizde, kendi kişiliği yokmuş gibi o insana hakarette bulunmuş oluyorsunuz. Bazen bana öyle geliyor ki başörtüsü taşımak kavramsal sanat, sizler de ayrı bir başyapıt olarak görülüyorsunuz. Size dair insanlarda hemen tepkiler oluşuyor. Herkesin başörtülü bir kadın hakkında düşüncesi var. Düşünce olumlu veya olumsuz olsun bu sağlıklı bir durum değil, çünkü ancak insanı tanıdıktan sonra onun hakkında bir düşünceye sahip olabilirsiniz.
"
--


ne kadar uysaliz herseye ragmen..