26 Ocak 2010 Salı

"

Acı Deniz’in henüz yayınlandığı günlerde “Yapacak daha önemli bir işim olmadığı için yazıyorum” dediğimde, camiamızın önde gelen ablaları ve ağabeyleri bu cevabın iyi bir cevap olmadığını söylediler. Haklıydılar muhakkak. Ama hayatım boyunca iyi/güzel/şık cevaplardan ziyade doğru cevabı önemsedim. […]
O zamanlar bir gün üniversiteye kabul edileceğimi, sahiden ders vereceğimi zannediyordum. Rüyalarımda kendimi Edebiyat Fakültesi’nin “anfi yedi”sinde görüyordum.

Rüyamın bir gün gerçekleşeceğini düşünerek kendimi yazı üzerinden temize çektim bunca yıl. Yapacak daha önemli bir “iş”im olduğunda yazıyı terk edebilirdim. Hikâyeyi, romanı terk edebilirdim. Yazmasam ölmezdim. Ama konuşmasam ölürdüm.

Zaman içinde öldüm zaten

"

F.K. Barbarosoglu

21 Ocak 2010 Perşembe

kar yagdi dun buraya. kaydi dusulsun deyu yaziyorum. gecen sene de yazmisim. o sarajevonun ilk kariymis, bu defa ki biraz karisik. ben buradayken istanbul a, istanbul dayken buraya yagmisti, sarajevo ya ekimin basinda yagmis zaten. simdi hem bana hem buraya yagmis oldu. seviyorum kari. ozluyorum.

gunlerdir disari cikmiyorum. tezle ugrasiyor gibi yapiyorum. cok yavas. cok sıkıcı. bitmeli. bitmiyor.

annem tamamen orguye baglamis, durmadan renk renk bebek kazagi, yelegi oruyor. anlam veremiyorum. babam ayni is, ev, tv ucgeni.

icimde engel olamadigim gitme hevesi, istegi ne derseniz artik, bir turlu gecmek bilmiyor. annem beni hep pc karsisinda dunya haritasini acmis bakiyor yakaliyor, guluyor. madem hevesliyim bari gidebilsem. nasil birseyim ben.

o zaman beni dunya haritasiyla gomun, yalanlariyla gomun. dikkat edin he haritanin merkezinde avrupa, uzaginda uzakdogu, dogusunun ortasina dogru ortadogu felan olsun, avrupa boyle koccaman gorunurken, hindistan yaninda kus kadar kalsin felan.

bir de bu aralar zamanin ne kadar hizli aktigi ya da bizim ne kadar yavas akamadigimiz farkindaligini yasiyor, cok uzuluyorum. gencken yavas akiyor ama sanki yaslandikca hizlaniyor. ya da bize oyle. gec kalmislik mi nedir bu, gec bile kalamamislik belki de. iyisimi biri bana hayat, zaman, olum kavramlarini belletsin artik.

9 Ocak 2010 Cumartesi

iks: "dünya küçük demislerdi, nerdesin
kuyrugunu birakmasi gibi bir kentenkelenin
kim böyle orta yerde birakir
ve yazmaz birkaç satir.

bana günahtir,
nereye gidersem orasi senin yurdun
çünkü aklimdan çikmiyorsun."*

iks: furarim ben bu adami, ya da kendimi :p

ye: adamı fur:P


*tenekeci

7 Ocak 2010 Perşembe

28 Aralık 2009 Pazartesi

boyle bi tuhafim.. ya cok dolmus ya da ici bosaltilmis gibi.

26 Aralık 2009 Cumartesi

//ilk defa dinliyorum. ne kadar gec kalmisim sarkiya. bir sarki bir insanin ruhunu, zihnini, dusuncelerini bu kadar mi oteye tasir yaw. gun icerisinde anlik akla geliveren, neden geldigi de hic anlasilmayan onca dusunce bir anda siyrildi, anlamsiz gorulen pek cok sey anlam buldu sanki. ya da oyle birseyler. bahsetmeyeyim simdi burada, bu denli sığ alanim kaldiramayacaktir.//


ne kadar sigdayiz. ne kadar uzagiz kendimiz olmaktan. insan olabilmekten.

aslinda hic baslik yazmasam bundan sonra

yeni bir gune uyandik bugun yine. uyandigimiz yeni gun muydu, yeni miydi, gun muydu, hic anlayamadim, ya da uyandik miydi.. bir suru sey yapmak isteyip bir suru yere gitmek isteyip hic birini yapmadim. istedim miydi, istemedim mi i really don't know. safis avatar a gidecekmis, dustum pesine. onu sinema salonuna kadar goturup donup gelecektim, netekim hec haz etmem sci fi lardan. hava sicakti, aklimdan sefdigim hirkalarimi gecire gecire kap kalin ceketimi giydim. onceki gun giydim hirka usumedimdi biliyordum yine de giyemedim. ellerimi de cebime soktum usumeselerde. safis de filme giremedi sonra, ozsut e gittik. sıkıcıydı ozsut. biz degil. yan masada oturan bence en az 55-60, aplamca 45 olan teyzeler fotograflarini cekmemizi istediler. 1 pozla yetinmediler, ikincisinde elele tutustular :p feysbuka koyacaklarmis, cok onemliymis oyle dediler. garson cok kabaydi yine. sakizli markiz yedim ben, hep yedigimdi. sonra stradivarius, sonra top shop. begendigim babetleri safis begenmedi, begendigim kazagi ben begenmedim, hic birsey almadim. sonra yagmur, sonra ev.

simdi de sarki dinliyorum bilog, hanife gonderdiydi demin, nazan oncel.
İnsan diyorlar aslıma
Aslımız topraktır
Bu gönül bir aşktan anlar
Ömrüm bir seraptır
Ne doğruyum ne de eğri
Yaşadığım nerden belli
Bu garipliğim az şey mi
Ağlama gönlüm gönlüm ağlama
diyor tam olarak.

bir de anne ben asure istiyorum. tam bir hafta sonra bu saatlerde onu yiyor olmak istiyorum, mumkun mu? :)

sefkiler